ALF İle Nostalji: Roller Coaster Tycoon 2

Alf İle Nostalji ALF

Güzel bir hafta sonu sabahı, birkaç patates alıp Willie’nin garajdaki bilgisayarının başına oturup akşama kadar Roller Coaster Tycoon oynamak benim için büyük bir zevk. Çok sevdiğim eski oyunlardan biridir Roller Coaster Tycoon. Özellikle serinin 2. oyununu hala severek ve sıkılmadan oynuyorum. İzometrik görsel yapısı, çeşitliliği, esprili yanları ve neşeli ses efektleri ile kalbimi kazandı. Bomboş bir arazi olarak başladığım parkımı kademe kademe geliştirmek ve planlamak, bunu yaparken birçok zorluğu ve sorunu çözmenin yanında keyifli anların da tadını çıkarmak gibisi yok.

Oyunda hoşuma giden ve güldüğüm yüzlerce detay var fakat bunlardan en eğlencelisi çok dönen, daireler çizen ve tepe taklak olan oyuncaklardan çıkınca midesi bulanarak kusan ziyaretçiler olmuştur. Çıkış kapısından çıktıktan sonra yemyeşil olmuş suratları ile ağızlarını tuta tuta sağa sola yürüyüp ne yapacağını bilemeden tuvalet arayan veya oturmak için en yakındaki bankı gözüne kestiren o tatlı ziyaretçiler. Birçoğu artık daha fazla kendini tutamadığı için biraz önce Burger Bar’dan, Chicken Nuggets Stall’dan veya Fries Shop’tan satın alarak yediklerini olduğu yere kusuyorlar. Böylece rahatlayıp yollarına devam ediyorlar. Ne yapsınlar onlar da haklı. Tabi bu durum parkımız büyüyüp giderek popülerleşip kalabalıklaştıkça daha büyük bir sorun haline geliyor. rct-throw-upSpiral Roller Coaster gibi dolambaçlı trenlerin çıkış yolu adım başı kusmuk dolu oluyor. Bu da parkın temizliği ve reytingi açısından sıkıntı yaratan bir durum. Bundan dolayı parkıma belirli noktalara bol bol First Aid Room inşa ediyorum. Bu oda midesi bulanan ziyaretçiler için yapılmış. Ziyaretçiler bu odalara girerek bir nevi tedavi ve rahatlama sağlıyorlar. Yerdeki kusmukları da sevgili temizlikçilerimiz çok işlevsel paspasları ile silerek temizliyorlar. Aynı paspas ile her türlü çöpü de toplama ve yok etme kabiliyetine sahipler. Bu yüzden parkımda çalıştırdığım temizlikçi sayısını her zaman fazla tutuyorum.

Tatlı olan bir detay da şu; parka gelen ziyaretçilerin her birinin cebinde belli miktarda parası oluyor. Katılacakları aktiviteleri, yiyecek ve içecekleri ona göre seçiyorlar. Bir oyuncağın sırasının giriş kısmına geldiğinde fiyatını görüp, elini cebine sokup paralarını sayan ve eğer parası yetmiyorsa üzülerek başını sağa sola sallayıp geri dönen ziyaretçiler oluyor. Hiç kıyamıyorum. Bu yüzden mümkün olduğunca fiyatları düşük tutuyorum. Ceplerindeki para ile ne kadar çok eğlenebilirlerse parkın reytingi ve ziyaretçi sayısı da doğru orantılı olarak artıyor. Ayrıca Cash Machine yani bildiğimiz bankamatik de bu konuda iyi bir çözüm. Parası biten fakat henüz parkımın tadını çıkaramamış olan ziyaretçiler gidip hesaplarından para çekip eğlenmeye devam edebiliyorlar.

Garajdan Gelen Tuhaf Sesler

Ziyaretçilerin eğlendiğini veya bir oyuncağı sevdiğini gülüşlerinden ve çıkardıkları seslerden anlayabiliyorum. Tepeye tırmanan bir trenin aniden aşağıya doğru hızlıca inmesi ile atılan heyecan çığlıkları, keyifli bir aktiviteden çıkan ziyaretçilerin çocuk gibi gülüşmeleri. Bu sesleri giderek artan bir oranda duydukça parkımın eğlenceli bir park olmaya başladığı belli oluyor. Büyük trenlerin yüksekliği, ivmelenmesi ve G kuvveti dediğimiz yerçekimi kuvveti gibi istatistikleri de var. Eğer aşırı yüksek veya hızlı trenler inşa edersem ziyaretçiler korkup tercih etmiyorlar. Trenin giriş kapısına gelip bunu gördüklerinde ağızları açık ve saçları dikleşmiş olarak havaya sıçradıklarına şahit olabilirsiniz. Bu arada Willie, birkaç gece boyunca Bayan Ochmonek’in bizim garajdan geldiğini söylediği çığlık sesleri konusunda ona iyi davranın.  Haaaaaa haaaa, haaaa 😀

rct2Oyundaki oyuncaklar arasında en sevdiğim ve ziyaretçilerin de bayıldığı, uzun sıralara girdiği tek aktivite Go Kart. Bir adet ile yetinmeyerek, uzun ve dolambaçlı tek turluk pistlerin yanı sıra kısa ve tur sayısı fazla olan pistleri de inşa edip tüm ziyaretçilerin bu zevki tatmasını sağlamaya çalışıyorum. Go Kart’ta 2 mod bulunuyor. Yarış ve serbest dolaşma. Ben genelde yarış modunu seçiyorum. Çünkü hem ziyaretçiler toplu olarak giriyorlar hem de daha eğlenceli ve çekişmeli oluyor. Yarışı kazanan ziyaretçi ekstra bir tur daha atma hakkı kazanıyor. Zafer turu. Tabi bu çok uzun pistlerde sorun yaratabiliyor. Yarışı kazanan kişi zafer turunu atarken diğer ziyaretçiler tüm pisti bitirip gelsin diye onu bekledikleri için sıkılıyorlar ve sinirleniyorlar. Onları sakinleştirmek zor olabiliyor.

Su üzerinde faaliyet gösteren oyuncaklar da diğerlerine göre farklı ve genellikle dinlendirici yapıya sahipler. Ziyaretçiler kayık, kuğu, kano, su bisikleti ve denizaltı gibi çeşitli araçlara binerek su üzerinde belirli parkurlarda geziyorlar ve huzur doluyorlar. Ben genelde parkur yapmıyorum. İstasyona giriş ve çıkış kısımlarından sonrasını açık bırakıyorum. Böylece ziyaretçiler bindikleri araç ile su üzerinde daha özgür olarak istedikleri yerleri geziyorlar. Onları kısıtlamamış oluyorum.

Hey, Haşlanmış Mısırımı Kim Yedi?

Ziyaretçiler bu kadar koşup, eğlenip, güldükten sonra tabi acıkıyorlar, susuyorlar. Bu soruna nasıl bir çözüm bulacağız? Hiiç sorun değiiiil! Çeşit çeşit yiyecek ve içerek büfesi, ziyaretçilerin hizmetine sunmamız için bizi bekliyor. Ben genelde yiyecek ve içecek büfeleri için belirli bir alan seçip hepsini toplu bir yere inşa ediyorum. Bu bölgeye banklar yerleştirip çöp kutuları koyuyorum. Böylece bir şeyler satın alan ziyaretçiler aldıkları yiyecek ve içecekleri oturarak yiyebiliyorlar. Sonra paketlerini de çöp kutularına atıyorlar. Benim ziyaretçilerimin çoğu temizdir. Ama aralarında bazen pis olanları da çıkıyor. Çöpünü olduğu yere atıp yoluna devam edebiliyor. Bu gibi durumlarda da Kate… eee şey yani temizlikçilerim görevlerini yaparak çöpleri yerden süpürüyorlar. Bazı temizlik görevlilerini sadece yiyecek ve içecek alanlarına bakacak şekilde görevlendiriyorum. Onun sorumlu olduğu alan orası oluyor. Bu da alanın sürekli temiz kalmasını sağlıyor.

Temizlik görevlileri dışında, arızalanan ve duran oyuncakların veya aktivite birimlerinin tamir ve bakım işlerini yapan tamircilerim var. Mavi tulum giyen ve sarı baret takan bu görevliler ellerinde telsiz ve takım çantası ile sürekli devriye gezerek bakım işlerini yapıyorlar. Telsiz şunun için gerekli oluyor; bir oyuncak arızalandığında o bölgeye en yakın olan tamirciye merkezi sistemden bilgi veriliyor ve tamirat işlemi için yönlendiriliyor. Ayrıca güvenlik görevlileri de oyundaki çalışanlar arasında. Bu kişiler de şapkaları, üniformaları ve eller arkada bir şekilde ağır ağır yürümeleri ile kendilerini belli ediyorlar.

Sinirlenmene Gerek Yok Dostum

angermanagementbitchParkıma gelen ziyaretçilerin her birinin kişisel istatistiklerini öğrenebileceğim detaylı bilgi ekranları var. Bu ekranlardan ziyaretçinin ne düşündüğünü, neye ihtiyacı olduğunu, cebindeki para miktarını, hangi oyuncakları ve aktiviteleri sevdiğini, hangilerini istediğini, hangi yiyecek ve içecek büfelerine gittiğini öğrenebiliyorum. Aynı zamanda surat şeklinden mutlu, üzgün, hasta veya kızgın olduğunu anlayabiliyorum. İstersem ziyaretçinin adını da değiştirebiliyorum. Hasta olan yeşil suratlılara Trevor, kızgın olan kırmızı suratlılara da Willie adları çok yakışıyor. Genelde çoğu ziyaretçinin düşündüğü ve istediği şeyler daha fazla tuvalet, daha temiz park ve daha çok yiyecek içecek büfesi oluyor. restroom_rct2_iconÖzellikle tuvalet çok fazla inşa ettiğim ihtiyaç binaları arasında oluyor. Her tuvaletin içinden gelen kesintisiz sifon sesleri sanırım bunun kanıtı.

Oyundaki ekonomi dengesini çoğunlukla uygun fiyat ve yüksek reyting stratejisi ile korumak her zaman olumlu sonuç veriyor. Oyuncakların, büfelerin veya park giriş biletlerinin ücretlerini yüksek yapmak yerine normalden daha uygun ücretler belirliyorum. Zaten ücretleri çok fazla yaptığımda ziyaretçiler görüp geri dönüyorlar. Giriş biletlerinde, belirli oyuncaklarda, yiyecek ve içeceklerde kampanyalar yaparak ziyaretçilerin dikkatini çekiyorum. Böylelikle reyting artıyor, daha fazla ziyaretçi geliyor ve daha çok oyuncakta zaman geçiriyorlar. Bu da sürümden kazanmak mantığına yakın bir strateji oluyor.

Roller Coaster Tycoon 2, size anlatırken bile keyif aldığım ve çok eğlendiğim nostaljik bir oyun. Anlattıklarım dışında daha birçok küçük detayını siz de keşfetmişsinizdir. Sonraki oyunlarda 3 boyutlu grafiklere geçildi, mobil versiyonları yapıldı fakat bu nostaljik tadı hiçbirinden alamadım. Tat demişken, mutfaktan pizza kokuları alıyorum. Gitmem gerekiyor. Oyunun wiki sayfasını buradan inceleyebilirsiniz. Sonraki yazımızda görüşmek üzere dostlarım.

Hey Kate, bana büyük bir dilim ayır! KATE!

Sosyal Ağlarda Paylaş

ALF {ALF}

Bir Cevap Yazın